Atatürk, sadece Kurtuluş Savaşı’nı kazanan bir asker, Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran bir devlet kurucu, ilk cumhurbaşkanı, Türk milletini çağdaş uygarlığa taşıyan bir devrimci ve milletine devletini güçlendirecek ve ayakta tutacak hedefleri ve ilkeleri ortaya koyan bir önder, düşünce adamı değildir. O, dünya liderlerinin bir veya ikisinin taşıdığı bu özellikleri, şahsında birleştirmiş, ender şahsiyetlerden biridir. Bu yüzden, Atatürk’ü değerlendirirken, sadece bir yönüyle ele almak yanlıştır. Bütün yönleriyle ele aldığımızda, Atatürk’ün gerçek büyüklüğünü ortaya koymuş oluruz.
Atatürk, her şeyini kaybeden ve tarih sahnesinden silinmek istenen Türk milletindeki özgürlük ve bağımsızlık tutkusunu ateşleyerek onu “kurtuluş” hedefine yöneltmiştir. Bir ölüm kalım savaşından sonra, kurtuluş gerçekleşmiş, bu kez de, devletinin rejimini Cumhuriyet olarak belirleyerek “demokrasi” hedefine yöneltmiştir. Bir taraftan genç Cumhuriyet’in sosyal, kültürel ve ekonomik yaralarını sararken, diğer taraftan da gerçekleştirdiği devrimler ve koyduğu ilkelerle “çağdaş uygarlık” hedefine yöneltmiştir. Bunları gerçekleştirirken, aklı, mantığı ve müsbet ilmi rehber edinmiş ve hedeflerine giden yolda da, bunları rehber göstermiştir.
Atatürk, bütün mücadelesinde gücünü, mensubu olmaktan gurur duyduğu Türk milletinden almıştır. Bunun için, Türk milletinin birlik ve beraberliğini ve Türk vatanının bütünlüğünü, her türlü endişenin üzerinde tutmuştur. Bu yüzden, Türk milletinin ortak bir dil, kültür, sanat ve tarih etrafında bütünleşerek, “Türk’üm” diyebilmenin mutluluğunu yaşamasını istemiştir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin düşmanlarının, milli birlik ve beraberliğimizi bozma, vatanımızı bölme ve rejimimizi değiştirme çabalarının karşısında en büyük engel, Atatürk’tür. Atatürk’ün ilke ve eserlerine, düşüncelerine, “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünde ifadesini bulan birleştirici milliyetçilik anlayışına saldırıların giderek yoğunlaşmasının ardındaki gerçek budur.
Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki, bugün, her zamandan fazla Atatürk’e ihtiyacımız vardır. Eserleriyle ve düşünceleriyle etrafında bütünleşebileceğimiz tek lider O’dur. Artık Atatürk, Türkçe gibi, ay yıldızlı şanlı bayrağımız gibi, İstiklâl Marşı gibi, vatan gibi, bizi etrafında birleştiren ve bütünleştiren milli odak noktalarımızdan biri olmuştur.
Milletçe andığımız bu 73. yılda, hepimizin, Atatürk’ün yaptıklarını, söylediklerini ve direktiflerini bir defa daha tarihin akışı içinde gözden geçirmemiz, değerlendirmemiz ve yorumlamamız gerekmektedir. Göreceğiz ki, bizi 2000’li yıllarda da güçlü, modern ve müreffeh bir Türkiye olarak yaşatacak yol, Atatürk’ün ışıklı yoludur. Bu yol bizi, “Bilgi Toplumu” ve uygar dünyanın saygın bir üyesi haline getirecek tek yoldur. Bu yoldan bizi ayırmak ve koparmak isteyenlere karşı koymak her Türk’ün kutsal bir görevi olmalıdır. Çünkü, varlığımızın ve geleceğimizin tek kaynağı, O’dur.
Büyük Atatürk’ü bir defa daha şükran ve minnetle anarken, eserine, düşüncelerine milletçe sonuna kadar sahip çıkacağımızın ve onu asla unutmayacağımızın, unutturmayacağımızın sözünü veriyoruz.
Ne Mutlu Atatürk gibi bir öndere sahip olan yüce Türk Ulusuna
Ne mutlu Türküm diyene